BU BİR “FON KRİZİ” DEĞİL, DEVLET VE KURUMLAR MESELESİDİR!
Yaşananları birkaç şahıs, birkaç şirket ya da birkaç fon üzerinden okumak büyük resmi kaçırmaktır.
Ortaya atılan iddialar son derece ağırdır: Bireysel alımlarla belirli hisselerde talep oluşturulduğu, fiyatların yükseltildiği, ardından bu hisselerin fonlara satıldığı ve sistemin fonlar üzerinden büyütüldüğü ileri sürülmektedir.
Burada yalnızca “Kim aldı, kim sattı, kim kazandı?” sorularına cevap aramak yeterli değildir.
Asıl sorulması gereken şudur:
Denetim neredeydi?
Risk neden zamanında görülemedi?
Kim biliyordu?
Kim zamanında müdahale etmedi?
Çünkü sermaye piyasalarında güveni yalnızca kanunlar değil; o kanunları uygulayan güçlü kurumlar, bağımsız denetim mekanizmaları ve nitelikli insan kaynağı oluşturur.
Ve tam da burada Türkiye’nin daha büyük meselesine geliyoruz:
BEŞERİ SERMAYE.
Bir ülkenin gerçek zenginliği yalnızca fabrikaları, rezervleri, bankaları veya doğal kaynakları değildir. Devleti yöneten, kurumları çalıştıran, denetleyen, üreten ve geleceği planlayan nitelikli insan kaynağıdır.
Bu nedenle Türkiye’de seçme ve seçilme sistemi ile siyasi mevzuatın; temsil, hesap verebilirlik, liyakat ve nitelikli insan kaynağının yönetime katılımı açısından nasıl geliştirilebileceği açık biçimde tartışılmalıdır.
Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca yeni kanunlar çıkarmak değildir. Doğru insanı doğru göreve getiren, uzmanlığı ödüllendiren, liyakati esas alan ve kurumları kişilerden daha güçlü hale getiren bir yönetim kültürüdür.
Türkiye Başta Siyasi Partiler Kanunu değiştirmeli ve Ai agentlarla ülkede insan kaynaklarını en verimli şekilde oluşturulmalı;
Çünkü güçlü devlet; güçlü isimlerle değil, güçlü kurumlarla ayakta kalır.
Güçlü kurumların arkasında ise nitelikli insanlar vardır.
Türkiye’nin en büyük stratejik yatırımı beşeri sermayesine olmalıdır.
Eğitimden bürokrasiye, siyasetten ekonomiye kadar temel hedefimiz; nitelikli insanı yetiştirmek, liyakatli insanı seçmek ve ehil insanı doğru yerde görevlendirmek olmalıdır.
Çünkü 21. yüzyılda ülkeler arasındaki asıl rekabet para veya doğal kaynak rekabetinden önce insan kalitesi ve kurumsal akıl rekabetidir.
İnsanı güçlendiren kurumunu, kurumunu güçlendiren devletini, devletini güçlendiren geleceğini inşa eder.